📖 Kur'an-ı Kerim'de Adı Geçen Peygamberler : Hz İdris
📖 Kur'ân-ı Kerîm'e göre : Sadık Doğru Sözlü : “Kitapta İdris’i de an. Hakikaten o, sâdık/doğru sözlü bir nebi idi.” (Meryem 19/56)
📖 Kur'ân-ı Kerîm'e göre : Sabreden : “İsmail’i, İdris’i ve Zülkif’i de (yâdet). Hepsi de sabreden kimselerdendi.” (Enbiyâ 21//85)
Şit aleyhisselamın torunlarındandır. Asıl ismi Ahnûh veya Hanûh’tur.
Kur’ân-ı kerîm’de İdrîs diye bildirildi. Kendisine peygamberlik, hikmet ve
sultanlık verildiği için “Müselles bin-Ni’me” (kendisine üç nîmet verilen) de
denilmiştir. Babasının adı Yerd, annesinin adı Berre veya Eşvet’tir. Bâbil’de
veya Mısır’da Mûnif denilen yerde doğduğu rivâyet edilmiştir. Kendisine otuz
suhuf (forma) kitap verildi. Diri olarak göğe kaldırıldı.
Âdem aleyhisselamdan ve Şît aleyhisselamdan sonra insanlar madden ve mânen
bozuldular. İdrîs aleyhisselam, içinde yaşamış olduğu, Kâbil’in evlâdından bir
topluluğa peygamber olarak gönderildi. Her türlü isyân, kötülük ve günâhın
işlendiği bu topluluğa Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildirdi ve Allahü
teâlâya kulluk etmeleri gerektiğini sabırla anlattı. Allahü teâlâ ona otuz sayfa
(forma) kitap gönderdi. Cebrâil aleyhisselam dört defâ gelerek Allahü teâlânın
emir ve yasaklarını tebliğ etti.
İdrîs aleyhisselam, kavmine kendisinden sonra gelecek peygamberleri, Muhammed
aleyhisselamın vasıflarını bildirdi. Kendisinden sonra gelecek olan Nûh Tûfânını
ve Âhir zaman peygamberi Muhammed aleyhisselamı bütün tafsilâtıyla anlattı.
Peygamber olduğunu ispat eden birçok mucizeler gösterdi. Fakat kendisine
kavminden pek az kimse itâat etti, pek çoğu ise karşı geldi. Bunun üzerine İdrîs
aleyhisselam yaşamış olduğu Bâbil diyârından Mısır’a hicret etti. Kendisine îmân
edenlerle birlikte burada yerleşti. Allahü teâlâ ona yetmiş iki lisanla
konuşmayı nasib etti. Her kavmi kendi lisanıyla hak dîne dâvet etti. Harp
âletleri yapıp, kâfirlerle cihâd etti.
İnsanlara şehir kurmak sanatını ve idârecilik ilmini öğretti. Yüz şehir kurdu.
Bunların en küçüğü Diyarbakır yakınında bulunan Rehâ şehridir. Her millet de
öğrendikleri bu kâidelere göre kendi bölgelerinde pekçok şehirler kurdu.
İnsanlara muhtelif ilimleri de öğretti. Pekçok kimseye hikmet ve riyâziye
(matematik) dersleri verdi. Fen ilimleri, tıp ve yıldızlarla alâkalı ince ve
derin meselelerden bahsetti. Allahü teâlâ ona göklerin terkiplerini, neden
meydana geldiklerini, yıldızlarla alâkalı derin bilgileri, senelerin sayısını ve
hesâb ilmini öğretti. İdrîs aleyhisselam kavmine kalem ile yazı yazmasını, iğne
ile dikiş dikmesini öğretti. Öğrettiği ilimler, Allahü teâlânın bildirmesi ile
oldu. Yoksa insanoğlunun aklı ve zekâsı, sâdece araştırma yoluyla bu bilgilere
ulaşamazdı. Eski Yunanlılar ve daha sonra gelen filozoflar, fizik, kimyâ ve tıb
bilgilerini İdrîs aleyhisselamın kitâbından aldılar.
İdrîs aleyhisselam, uzun seneler insanları hak dîne dâvet etti. Yeryüzünün
meskûn yerlerini dört bölgeye ayırıp herbirine bir vekil tâyin etti. Bir müddet
sonra Aşûre gününde göğe (semâya) kaldırıldı. Dünyâda yaşadığı ömrünün sonuna
doğru ölüm meleği Azrâil aleyhisselam, İdrîs aleyhisselamı ziyârete geldi. İdrîs
aleyhisselam, Azrâil’e: “Bir anlık benim rûhumu al.” dedi. Bunun üzerine Allahü
teâlâ, Azrâil aleyhisselama; “Onun rûhunu al!” diye vahyetti. Azrâil
aleyhisselam rûhunu aldı. Allahü teâlâ, İdrîs aleyhisselamın rûhunu tekrar iâde
etti. İdrîs aleyhisselam, Azrâil aleyhisselama; “Beni semâlara götür. Cennet’i
ve Cehennem’i göreyim.” dedi. Allahü teâlâ, Azrâil’e onu semâya götürmesini,
Cehennem’i ve Cennet’i göstermesini vahyetti. İdrîs aleyhisselama Cehennem
gösterildi. Cennet’e götürüldü. Cennet’e girince, çıkmak istemedi. Kendisine;
“Niçin çıkmıyorsun?” diye sorulunca; “Allahü teâlâ, «Her nefis ölümü
tadacaktır.» buyurdu. Ben ise ölümü tattım. Yine Allahü teâlâ, «Herkes
Cehennem’e uğrayacaktır.» buyurdu. Ben oraya uğradım. Allahü teâlâ, «Onlar
oradan (Cennet’ten) çıkmayacaklardır.» buyurdu. İşte ben bunun için Cennet’ten
çıkmak istemem.” dedi. Bunun üzerine Allahü teâlâ, Azrâil’e vahyedip, İdrîs
aleyhisselamın Cennet’te kalmasını bildirdi. İdrîs aleyhisselam böylece
Cennet’te kaldı. Bu husus Kur’ân-ı kerîm’de Meryem sûresi 57. âyet-i kerîmesinde
meâlen; “Biz onu yüksek bir mekâna kaldırdık.” buyrulmak sûretiyle
bildirilmiştir. Tefsir âlimleri âyet-i kerîmede bildirilen “yüce mekân”dan
murâdın, peygamberlik ve Allahü teâlâya yakınlık mertebesi veya Cennet veya
altıncı, yâhut dördüncü kat semâ olduğunu bildirmişlerdir.
Nitekim Buhârî ve Müslim’de bildirilen hadîs-i şerîfte, Peygamberimiz
aleyhisselam Mîrâca çıktığı zaman, hazret-i İdrîs’i dördüncü kat semâda
gördüğünü bildirmiştir. İdrîs aleyhisselam diri olarak göğe çıkarılınca, onu çok
sevenler, ayrılık acısına dayanamadılar. Hatırlamak için resmini yaptılar. Daha
sonra gelenler bu resmi tanrı sandılar, çeşitli heykeller yapıp tapıldı. Böylece
putperestlik meydana çıktı.
İdrîs aleyhisselam, ağaçların yapraklarının sayısını bilirdi. Duâ ederken (Bî
adedil-evrâk) “Ağaçların yaprakları kadar” diyerek tesbih okurdu. Yıldızlara âit
ilmi bilirdi. Kavmini îmâna dâvet ettiği zaman, yıldızların heyeti, durumu ve
diğer husûsî hâllerini açıklamasını istediler. İdrîs aleyhisselam bunu geniş
olarak haber verdi. Yıldızların durumunu anlattı. Bunun için “nücûm ilmi”
hazret-i İdrîs’den kalmıştır, denir. Melekler grup grup onun ziyâretine gelip
görünürlerdi. Her birinin ismini, vazîfesini, tesbihini bilirdi. Havada uçup
giderlerken onları görürdü. Gökyüzündeki bulutlara dağılmalarını emrettiği zaman
dağılırlar ve dile gelip onunla konuşurlardı. Bunlar Allah’ın İdrîs
aleyhisselama verdiği mucizelerdir.
İdris aleyhisselamın on husüsiyeti vardır.
Birincisi: Mürsel bir peygamberdir.
İkinicisi: Kendisine otuz suhuf inmiştir.
Üçüncüsü: Yıldız ilmini o geliştirmiştir.
Dördüncüsü: ilk yazı yazan odur.
Beşincisi: Terzilik sanatını o bulmuştur.
Altıncısı: Cihat için harp aletleri keşfetmiştir.
Yedincisi:Allahü tealanın ismini ve dinini yaymak için ilk defa cihat etmiştir.
Sekizinncisi:Harpte kafirleri esir almak ondan kalmıştır.
Kitap’ta İdris’i de an. Şüphesiz o doğru sözlü bir kimse, bir nebi idi.
Enbiyâ Sûresinin 85 . Ayetinde
İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi.
Peygamberlerle ilgili ayetler.
Kur'an-i Kerim Bakara Sûresinin 177 . Ayetinde
Iyilik, yüzlerinizi dogu ve bati taraflarina çevirmeniz(den ibaret)
degildir. Asil iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve
peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine ragmen, onu
yakinlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmisa, (ihtiyacindan dolayi)
isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazi dosdogru
kilan, zekâti veren, antlasma yaptiklarinda sözlerini yerine
getirenlerin ve zorda, hastalikta ve savasin kizistigi zamanlarda
(direnip) sabredenlerin tutum ve davranislaridir. Iste bunlar, dogru
olanlardir. Iste bunlar, Allah’a karsi gelmekten sakinanlarin ta
kendileridir.
Bakara Sûresinin 213 . Ayeti
Insanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyaricilar olarak
peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanlarin anlasmazliga
düstükleri seyler konusunda, aralarinda hüküm vermek üzere kitaplari hak
olarak indirdi. Kendilerine apaçik âyetler geldikten sonra o konuda
ancak; kitap verilenler, aralarindaki kiskançlik yüzünden anlasmazliga
düstüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onlarin
hakkinda ayriliga düstükleri gerçege iletti. Allah diledigini dogru yola
iletir.
Hz. İdris (as) - Rahmet Elçileri 2.Bölüm - Diyanet Tv
Muhammed Emin Yıldırım Hocamızın Siyer Vakfı’nda yapmış olduğu “Makamı Yüksek Bir Nebi Hz. İdrîs (as)” başlıklı Sîret-i Enbiyâ dersi